Bazen Bir Muayene 15 Dakika Sürmez…
Muayenede güven, bazen yapılan muayene kadar önemlidir. Çünkü bazı hastalar sadece tıbbi cevap aramaz; anlaşılmak, dinlenmek ve kafasındaki soru işaretlerini azaltmak ister.
Bugün polikliniğime bir hastam geldi. Eşiyle birlikte… Daha kapıdan girerken bile enerjileri belliydi. Güler yüzlü, sıcak, iletişime açık bir çiftti.
Ama yıllar geçtikçe hekimlikte bazı şeyleri daha muayene başlamadan hissediyorsunuz. Tabii bu bir “kesin tanı” değil ama tecrübe insana bazı ipuçlarını daha hızlı okutuyor.
Hastam konuşmaya başladıkça içimden şöyle dedim:
“Tamam… Biraz evhamlı, biraz şüpheci, biraz mükemmeliyetçi… Yani kolay bir hasta değil.”
Ama bunu kötü anlamda söylemiyorum. Çünkü bazı hastalar gerçekten “zor” değildir; sadece kafasında çok fazla soru vardır. O sorular cevaplanmadıkça da rahatlayamaz.
Hastam da tam olarak öyleydi.
Çok Bilgi Bazen Kafayı Karıştırabilir
Anlattıkça anlattı. Sosyal medyadan okudukları, internette gördükleri, yapay zekâya sordukları, çevresinden duydukları… Bir sürü bilgi kafasında dönüp duruyordu.
Ben de o konuşurken bir yandan dinliyor, bir yandan da cevapları kafamda sıraya diziyordum.
Hatta içimden şunu geçirdim:
“Allah’ım, şu üçüncü sorunun cevabını unutmayayım. Beşinci soruda da önemli bir nokta vardı, onu da atlamayayım.”
Çünkü bazen hasta konuşurken sadece soru sormaz. Aslında kaygısını, beklentisini, korkusunu ve hekime güvenip güvenemeyeceğini de anlatır.
Günümüzde bilgiye ulaşmak çok kolay. Bu aslında güzel bir şey. Bilinçli hasta olmak kıymetli. Ama işin başka bir tarafı da var: Çok fazla bilgi, bazen doğru bilgiyi bile anlaşılmaz hale getirebiliyor.
Bir kaynak “şöyle olmalı” diyor, başka bir kaynak “hayır böyle olmalı” diyor. Sosyal medyada biri kendi yaşadığını genel kural gibi anlatıyor. Yapay zekâ bazen doğru bilgiyi verse bile, o bilginin hangi hasta için, hangi haftada, hangi risk durumunda geçerli olduğunu ayırt etmek her zaman kolay olmuyor.
Sonra hasta geliyor ve kafasında tek bir soru değil, adeta küçük bir “soru yumağı” oluyor.
Hasta-Hekim İlişkisinde Güven
Muayenesini yaptım. Sonra tek tek sorularını cevaplamaya çalıştım. Sadece tıbbi cevap vermek değil, o cevabın hastanın zihninde yerine oturmasını sağlamak da önemliydi.
Çünkü hasta-hekim ilişkisinde en önemli şeylerden biri güvendir.
Hasta hekime güvenmezse, hekim ne kadar doğru konuşursa konuşsun o ilişki sağlıklı ilerlemez. Hekim hastayı dinlemezse de hasta ne kadar iyi niyetli olursa olsun kendini eksik hisseder.
Bugünkü görüşme biraz uzun sürdü. Ama hastamın odadan çıkarken yüzündeki ifade, geldiği andaki ifadeden daha rahattı. En azından ben öyle hissettim. Kafasındaki soru işaretlerinin biraz azaldığına inanıyorum.
Bazı Muayeneler Daha Uzun Sürer
İşte benim için poliklinikte süre bazen böyle değişiyor.
Bazı hastaya 15 dakika yetiyor. Bazı hastayla 45 dakika konuşmak gerekiyor. Bazen bir muayene sadece ultrason, tahlil, reçete değildir. Bazen bir muayene; kaygıyı azaltmak, bilgiyi sadeleştirmek, güven oluşturmak ve hastanın “tamam, şimdi daha iyi anladım” diyebilmesini sağlamaktır.
Tabii bu sırada kapıda bekleyen hastalarım olabiliyor. Onlardan da burada içtenlikle özür dilemek isterim.
Ama şunu da bilmenizi isterim:
Bugün bir hastaya biraz fazla zaman ayırıyorsam, yarın size de gerekirse aynı zamanı ayıracağım.
Çünkü bazı randevular saatle ölçülmez. Bazen hastanın ihtiyacı sadece muayene olmak değil, anlaşılmaktır.
Ve hekimlikte en güzel anlardan biri de budur:
Hasta odaya kaygıyla girer, biraz daha güvenle çıkar.
Bazen tüm emek buna değer.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı